12 Ocak 2020 Pazar

İsmail YİĞİT Edebiyatçı Şair Araştırmacı Yazar BİYOGRAFİSİ


İsmail YİĞİT                                                                                                      Edebiyatçı Şair                                                                                               Araştırmacı Yazar

BİYOĞRAFİSİ:

Hatay Payas 1956 doğumlu Edebiyat öğretmeni İlk ve Ortaokul öğrenimlerini Payas’ta okumuştur.  İskenderun Endüstri Meslek Lisesi mezunu oldu. Anadolu Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı Bölümü Lisans mezunudur. T C Milli Eğitim Bakanlığı Liselerinde; Türkçe, Edebiyat öğretmenliği yaptı. 2003 yılında emekli oldu. Evli üç çocuk babasıdır.

Şiirlerinde Şair CAN Mahlasını kullanır. Emekli olduktan sonra “TC DAOA” DE Araştırmaları ve İncelemeleriyle Blogger’da yazarlığa başlamıştır. Blogger okuyucu ve yazarları “Popüler Yazar” ünvanını vermişlerdir.
Eserlerinin Gece Yayınevin’ den yayımlanmasıyla “Popüler Yazar; İsmail YİĞİT” isim ve ünvanı yayıncılık piyasasında yerini almıştır. Okuyucu kitlesi eserlerini ilgi ve beğeniyle karşılamıştır.

Şiirlerinde: Aşk, Sevgi, Özlem, Hasret, Ayrılık, Kavuşma, Mutluluk, Memleket, Doğa, Portre, Adalet, Doğaçlama, Çocuk Şiirleri, Halk Şiiri Destan derlemeleri vardır. Resimlenmiş Şiirleri Sosyal Medyada yayımlanmıştır.
Yazıları: Araştırma, İnceleme, Tarih, Biyografi, Sosyoloji, Siyaset, Sağlık, konularında Röportaj ve Makaleleri vardır. Sade, Akıcı Dili, İyimser ve İzahatcı anlatımıyla, farklı, Konu, Fikir ve türdeki yazıları “Popüler Yazar” unvanını kazandırmıştır.

Görselleri: Araştırma, İnceleme, uygulamalardan çekilmiş “yayımlanmış 20 videosu” Youtube: İsmail YİĞİT ”Natürel Yaşam” Kanallarından, Sosyal Medyada ilgiyle izlenmektedir.

ESERLERİ:
“CANANIM  MAVİ”  Sevgi Şiirleri.                                                                 “İNCİ  MERCAN” Memleket Şiirleri.                                                                “PAYAS SANCAĞI TARİHİ”  Tarih                                                                   “PAYAS SANCAĞI ARŞİV BELGELERİ”                                                   “GÜNDEME YAZDIKLARIM” Röportaj

27 Aralık 2016 Salı

Sen Kimin Ajanısın?

SEN KİMİN ADA MISIN ?

“Hüsnü Mahalli Blog: Halep kurtarıldı. Teröristlerden Temizlendi.” 
İdiğü nedir? Araştırmadım, Söylediklerine baktım. Kulağa hoş gelen, boş sözlere, Araplar; “Lakırdı" Türkler "Cavcavı" der. Söyleyene de, “Cakkavı”...

Türkiye'yi Yol Geçen Hanı mı? Sandın? Atatürk'ün vasiyetini yerine getiren, barışı savunan, mazlumlara yardım eden, Bir Türkiye var…

Halep Şehri Haleplilerin başına yıkıldı. Milyonlarca Mülteci Ordusu. Öldürülen Bebekler, Yüzbinlerce Halepliler, siviller, teröristler mi?
Atatürk'ün fotoğrafı ve sözünün arkasına sığınarak, kendisini Barış Elçisi ilan eden Hüsnü Mahalli, Suriye, Barışına ne zaman? Hangi katkıyı verdi ? Eli Kanlı Sosyalist Diktatör Esad’ın kılıcını savunuyor, doğduğu topraklarda, özgürlük mücadelesi vermek yerine, ekmek yediği Türkiye’de; Muhalefeti manuküle edici, sözleri, gerçekleri saptıran yazıları, kimlerin ajanıdır?  Sorusunu akla getiriyor...

Suriye Konusu, yalnız AK Parti iktidarının meselesi Birkonu Değil.
Eli kanlı Esad’ın Milyonlarca Vatandaşını, çoluk çocuk demeden,
bombalı, katliamının ve zulmünün desteklenmeme meselesidir.
Daha önemlisi; "Türkiye'nin Birlik Beraberliği Ve Güvenliğidir."

Suriye’de, katliama uğrayan, insanların suçu ne? İçinde, Hırıstiyan, Müslüman, Arap, Türkmen... Herkes var. Türkiye’deki Suriyelilerin olumsuz davranışlarını örnekliyerek, bunları “Esad’ın katliamından” kurtarıp Türkiye’ ye getirdiniz? Diyenler. İnsanlığınızı sorgulayın. Mağdur ve Mazlumları savunmayı, imanımızdan, ecdadımızdan, Atatürk'ten öğrendik. Peki, Hüsnü bu işin neresinde? TC 'ne kin kusuyor. Arkasına Atatatürk 'ün yazısını asan, herkes, masum mu? Atatürk'ün saçının teli olamaz, insanlığa ihanet edenler ve destek çileri.


Medyada, El Muhaberat Ajanı Olduğunu Söylenler var. Böyle Bir görevi varsa, çok görmem Hüsnü'ye… Fenası; yazılarında DEAŞ Terör örgütünün adını, ısrarla "IŞID" diye yazan Hüsnü Mahalli. Fırsat buldukça, konuşmalarının derinliğinde, İktidarı eleştiriyor, görüntüsünde, Türkiye düşmanlığı yapıyor. “IŞID ve El Nusra Örgütlerini, Ankara (Türkiye) koruyor” diyen, Hüsnü Mahalli, "IŞID" in içindeyiz" diyen İngilizlerin “IŞID” i yönetip, desteklediğini gizliyor. Tıpkı, ABD'nin sonradan özür dilediği; "DEAŞ” in Petrolünü Türkiye alıyor." yalanı gibi. 

İngiliz Bombalarını ve Amerikan silahlarını kullanan DEAŞ'e Türkiye' nin vurduğu darbeler ortadayken. İngiliz Kralına "Diz çöktüren"; Atatürk'ün Resim ve sözleriyle, kendini kamufle ederek...

Belli oldu. Tutukluluktan serbest olsa; İngiltere yolcusu. Hatırlayın!... Osmanlının son yıllarında, Suriye’de, İngiliz Ajanlığı Yapanları... 


17 Aralık 2016

İsmail YİĞİT                                                                     Araştırmacı Yazar

19 Kasım 2015 Perşembe

Kamu Yararı

 KAMU YARARI

Osmanlı Tapularını geçersiz sayılmasıyla, vatandaşların hazineye terk
etmek zorunda kaldıkları araziler;çoğunlukla,atıl durumda,Bük,Çalılık
kaplamış veya mirasçılar dışındaki hiç hakkı olmayan kişilerce talan
edilmiştir. Hukuksuzluk acilen çözümlenmelidir.

“Osmanlı Tapulu Araziler” Hazine’den Tapu Mirasçılarına intikal etme
sinde Kamu yararı vardır.Yeni Sanayi Sahaları, Konut Alanları Hukuk
içinde oluşmalıdır. Bu Konuda Hukuk Yavaş işlemektedir. Vatandaşın
Hukuk arayışındaki güçsüzlüğü, Bürakrasinin yavaşlığı,Konuya doğru
bakmayan zihniyetler ya da bu işten nemalananlar en büyük engeli oluşturmaktadır.

Osmanlı Tapulu Araziler Mahkemelerce Mirasçılarına İadesiyle; Sana
yiciye Fabrika sahası,Mütahidlere  konut alanları çıkacaktır.Bunun an
lamı: Hukukunu aramak için vekalet ücreti olmayan fakirlere; umut,
İşsize;iş kapısı,Esnafa yeni müşteri,şehirlerimize modern mahelleler
kazandıracaktır.Büyük şehirlerimize göçü azaltacak,Ekonimimize kat
madeğer olacaktır.Düşünün;Beş yüz dönüm araziye Onbin konutluk
modern yerleşim kurulabilmektedir. İlgili sektörlerden Devletimize;
büyük rakamlarla ifade edilen vergiler  ödenecektir.Vatandaşlarımız
Hukukunu teslim eden,Devletimize daha çok sevgi duyacaktır.

Hazine Yöneticileri ve savunucuları başta olmak üzere, konuyla ilgili
herkes: Hukukun;"Hak İnşası"çalışmalarına yasalar çerçevesinde ge
rekli kolaylığı göstermelidir.

18 Kasım 2015
İsmail YİĞİT
Araştırmacı Yazar
yigitarastirmaci@hotmail.com
Googll/ + İsmail YİĞİT
Facebook/İsmail Yiğit 


1 Haziran 2015 Pazartesi

Ters İlişkiler

Konunun Öneminden,
Eğitimci Kimliğimle;
Bu Röportajı Yazdım.

TERS İLİŞKİLER

Gençlerimizin,öğrenip,tecrübe edinmedikleri;yaşam yanlışlıklarından
korunması gereklidir.Sosyal Değerler,Genel Ahlak,hepimizin sahiple
nip, koruyacağı değerlerdir.Toplum ahlakını ve sağlığını tehdit eden
Günümüzde yaygınlaşan,cinsel ahlaksızlıklardan gençleri ve insanları
mızı korumalıyız.

Dörtay kadar önce;İnternet ortamında,mesajlardan Benimle sohbet
etmek istediğini söyleyen bir genç kızla konuştum.Ondokuz yaşında
olduğunu ve gerçek kimliğini söylemek istemediğini söyledi. Babası
ve Annesinin önce boşandıklarını sonra;kendisini ablasıyla beraber
terk ettiklerinden,Dedesinin yanında kaldıklarını söyledi.

Genç kız başından geçenleri anlattı: İki Yıl önce; Amcasının arkadaşı
ile iki kez anal ilişki yaşadığını bu yüzden, Erkeklerden nefret ettiğini
söyledi... Sabırla dinledim.

Anladım ki, İnsanlık gururu incinmiş, Annelik ümitleri zedelenmiş. Psi kolojik Travmalar yaşayan bu kızla, üç kez, ara ara internetden mesaj laşmamız oldu. Bir defasında yine; ”kızmazsan Sana Bir itirafda bulu nacağım” dedi. Kızmayacağıma söz verdim. Anlattı, Benim anladığım kadarıyla; hayatının baharında, Ondokuz yaşında, Liseyi yeni bitirmiş genç kızın. Erkeklere olan nefretini istismar eden, kendisinden üç yaş büyük komşu kızı ile Lez siyansları yaptıkları, cinsel isteklerini bunun la avutduğunu söyledi. hayretler içinde kaldım. Ona kızamadım doğru su. Gençlerimizin cinsel bilgilerinin yeterli olmadığına bağladım.Yanlış işler yaptığını söyledi ğimde neden? Diye sordu.

Mevzumuz olan bilgileri kendi uslubu içinde; Bu genç kıza anlattığım
için bana teşekkür etti. Onu okuyup meslek edinme, hayatını kazana
rak iyi bir evlilik yapması gerektiğine motive edebildiğimi sanıyorum.
söylediğine göre, Üniversite okuma azminde.

İnternet sayfalarında, yaptığım izleme, araştırmalardan gördüm;  Sos yal Medyada yer aldığı kadarıyla Ters Cinsel Yaşam, ülkemiz de hızla yaygınlaşmaktadır. Hatta, Kaygı verici boyutlara ulaştığı gerçek. Çün kü; Normalin dışında cinsel içerikli siteler frekansına girildiğinde, Mil yonlarla anılır, çoğunlukta, Face, isim, rumuz, olduğu görülmektedir. 

Avrupa Uyum Yasalarıyla Eş cinselliğin, önündeki Hukuki  engeller kaldırılırken, Eş cinselliğin, sakıncalarını anlatan, Yeterli Eğitim Proğramları konmalıy dı. Eğitim proğramlarının eksikliğinden doğan boşluğu toplum olarak yerine getirmeliyiz. Bu konuda herkes görevini başkasının yapmasını beklememeli. Kimse, Benim Aile yapım mazbut benim neslimde böyle şey olmaz, diye konuya duyarsız olmasın lütfen. Bu işin ağası, Paşası, Beyi yok…

Lezbiyenlik, Bisexs, Homoseksüel, Anal Seks, v.d gibi yanlış seks uy gulamalarının yaratılışa ters olduğu için, insan Anotomisine Psikolojik, Biyolojik zararlar verdiğini, Tıp Doktorları anlatmak tadır. Normal ilişki diyebileceğimiz, karşı cinslerle yapılan seks birlikte liklerinde bile, bu laşıcı hastalıkların oluşma riskleri bulun maktadır. Ters ilişkilerde, has talık riski kaçınılmazdır.

Cinsel ilişki ortamında Mikrop ve Virüslerin Mutosyona uğraması veya yeni bulaşımlarla oluşan, Bulaşıcı Zührevi Hastalıklar vücu
dumuzda; Kan, İdrar, Tükrük, Ter, vasıtasıyla taşınan Mikrob veya Virüsler Aıds Hepatit, Frengi, Mantar v.s Bulaşıcı Hastalık lar sebebidir. Biyolojik Hastalıklar ve Ruhsal Hastalıklar (Depresyon v.d)gibi Psikolojik olum suzluklar oluşturmaktadır.

Biyolojik olarak doğru olan; uygun yaşlardaki (Bayan+Erkek) Cinsel
Birliktelikler, Ayrıca; Tıb, Hukuk, Sosyal(Dini inanç,toplum değerleri)
bakımından önem arz etmektedir.

İnsanların, Sağlıklı Yaşamlarını ve Sağlıklı üremelerini olumsuz etkile yen, Sosyal ve Genel Toplum Ahlakı ile uyuşmayan “Ters Cinsel İliş kiler” İslam Dini ve diğer Semavi Dinler tarafından da red edilmiş ağır günahlardandır. İnsanlığın selameti için ortaya çıkmış hiçbir öğretide yoktur.
Normal Sexsin, ulviyeti, kuralları, sınırları, meşru eğitim sistemi nde yeterli öğretilmediğinden,
Sapık ilişkiler, cinsellik katoğorisi içinde nesillerimize adapte edilerek nesillerimiz heba edilmek tedir. "Doğru olan, Genç yaşlarda aldığı eğitimle; "cinsellikle", yanlış olan "sapıklığı" ayıracak kadar bilinç oluşması gereklidir.

Günümüzde; Ters İlişkiler İsanlığın ortak sorunlarından biridir. Anne ler, Babalar, Kardeşler, Eşler, Arkadaşlar, Öğretmenler, Doktorlar, Din adamları, Sanatçılar, Proğram yapımcıları, Herkes, "Ters İlişkile rin" zararları konusunda duyarlı, öğretici olmalıdır.

İnsanlar için Seks; doğumdan ölüme kadar,yaşamı etkileyen, yaşam ın önemli parçasıdır. Sosyal bir varlık olan insanın, Seks yaşamı; ye terli, doğru, düzenli olmayan insanın, sağlıklı, verimli yaşadığından söz edilemez. Eğitim öğretim etkinliği, Toplumsal iletişimi, üretim fali yetleri verimli değildir. Kısacası beden ve ruh sağlığı verimli değidir. Mutlu değildir.

İnsanların temel ilgi alanlarını oluşturan "seks yaşamı" ne yazık ki, önemsenmeyen,
nasıl olsa olur, gözüyle bakılan bir alandır, malesef. Oysa tüm sosyal öğreti kuramlarının başarıyla uygulan ması, seks yaşamının düzenli yaşanmasıyla ilgilidir.Sosyal düzenlemelerle sorun çözme buradan başlamalıdır. Çünkü"Seks" Tüm yaşamla ilğilidir.

Bireylerin seks eğitimlerinin sağlanması aileden başlayarak yaşamları boyu sürdürülmelidir. Aile Bakanlığı konuyla ilgili önlem ve politikalar geliştirilmelidir. Seks yaşamı hakkında; Seks Tekniği, Tıbbi, Hukuki, Dini, Sosyal boyutlarını soru-cevapla "Alo Seks Bilği "Hattından öğreni lebilme imkanı sağlanmalıdır. Cinsellik konusunda bu kadar yanlışlık ların yaşandığı bir alan var. Eksiklik  giderilmeli, yanlışlıklar düzeltilme lidir.
  
01.Haz.2015
İsmail YİĞİT
Edebiyatçı Araştırmacı Yazar

31 Mayıs 2015 Pazar

Sanal Paylaşımlar

SANAL PAYLAŞIMLAR

Her Dönemde Toplumların ilgi duyduğu,yönelmeler olur.
Bilim,Kütür,Sanat,Yaşam ve Eğlence gurupları;Devirlerinin
Teknik imkanlarını kullanırlar şüphesiz.Böylece yenilikler ya
şanır.

Yönelimlerden,Günümüz;“Fecebook”Formatı içinde Yaşanan,
Sosyal Paylaşım,İnsanlığın en son ve en geniş katılımcılı olanı:
En geniş içerikli,en geniş yelpazeli,sosyal  paylaşımların,gizli
ya da şeffaf biçimde yaşandığı alan.

Toplumumuzda Yadırganan, Bu formattaki gizlilik,beraberinde,
şeffaflığın,yarattığı ortam içinde,bireylerin dürtülerini sınırsızca
paylaşabilmeleridir.İnsanlar dürtülerini,sanal ortamdan  gerçek
yaşama aktarmalarıyla,endişe duyulan konular ve yarattığı yıkım
lar ortaya çıkmaktadır.”Sanal Alem” paylaşımlarının aldatmacılı ğa çok elverişli olduğu unutulmamalıdır.

Şu Fıkra;Facebook Sosyal Paylaşım Yelpazesini Tanımlıyor.
Sosyoloji Sınavında Sormuş,Hoca!
Facebook Sosyal Paylaşım Sitesinde Hangi Ekoller vardır?

Öğrencinin Cevabı:
Siyasetçiler,Kankalar,Pampalar,Takımcılar,Kulüpçüler,Mekancılar,Sayfacılar,Gizliler,Anlıkçılar,Günlükçüler,Devamlıcılar,Beğendiriciler,Beğeniciler,Eklemeciler,Onaycılar,Yalancılar,Heykırcılar,Kasmacılar,Telciler,Sanalcılar,Reelciler,Yorumcular,Etiketciler,Camcı lar,Kontürcüler,Fotocular,Yalnızlar,Topluluklar,Yoklamacılar,Sabahçılar,Gececiler,Paylaşımcılar,Reklamcılar,Yayıncılar,Sohbetciler,Dilenciler,Aşıklar,Fakeler,Karşılıkçılar,Dumancılar...Birde;Teşhirciler,Röntgenciler,Pornocular,Lezler,Gayler,Travestiler,Küfürcüler...

Allahım! çocuklarımızın temiz zihinlerini sen koru!

31.May.2015
İsmail YİĞİT
Edebiyatçı Araştırmacı Yazar
yigitarastirmaci@hotmail.com



16 Kasım 2013 Cumartesi

Suriye Gündemi Ve Beşşar Esad


SURİYE GÜNDEMİ:
SIFIR SORUN VE BEŞŞAR ESAD
Sayın Başbakan; Recep Tayyib ERDOĞAN: İktidara geldiğinde; ’Komşularımızla sıfır sorunlu Türkiye özlemi içindeyiz’ diyerek, Türkiye’nin komşularıyla olan sorunlarını çözme kararlılığını dile getirdi. Bölgesinde ve Dünyada Barış unsuru olan Türkiye Cumhuriyeti, Başbakanının Suriye hakkında; Barışcı söylemleri ve çalışmaları Kamuoyunda bilinmektedir. Yapılan karşılıklı görüşmeler ve ziyaretlerle, imzalanan Ticari Anlaşmalar hayata geçirildi. Suriye’de yeni bir kalkınma hamlesi başladı. Dostluk ve kardeşlik ortamından iki tarafta memnundu. Türkiye, Suriye Ekonomisinin güçlendiğinde; Suriye içinde ve bölgesinde barışa, istikrara katkı sağlayacağını umuyordu. Umulduğu gibi oluyordu, meyveleri alınmaya başlanmıştı.  Kardeş halklar refahı, mutlluğu, barışı paylaşacaklardı.

‘Arap Baharının’ yansımalarıyla; 2011 Martında Suriye Halkının Demokrasi isteyen  gösteriler yapması. Beşşar Esad tarafından Sert şekilde bastırılınca; ayaklanma içsavaşa dönüştü. Beşşar Esad’ın,Demokrasi karşıtlığı,
Gerçek niyetinin anlaşılmasını sağladı. Diktatörlükte  kararlı olan yüzünü gösterdi. Beşşar Esad’ın son fotoğrafına bakdığımızda  gördüğümüz; Mısır Firavun’u 2.Ramses Mirasçısı, Arab-i Fellah, Nuseyri, Nasturilerin Torunu, Hafız Oğlu, Sosyalist,  Diktatör, Kangölündeki, Beşşar Esad görülmektedir...Bu sıfatlar onun, sıkıca bağlı olduğu, Tarihden, ailesinden , yaptıklarından kazandığı, gururla sahiplendiği isimleridir. Esad’ı tanıtan yukardaki isimlerin, Tarihte ve günümüzdeki, sebebi, anlamları, çağrışımları düşündürücüdür.

Mısırlıların Suriye Coğrafyasına Gelişleri:Mısır Firavn’u  2.Ramses(Hanedanlık Dönemi:M.Ö:1302-1212) Tahta geçince, Mısırı yeniden düzenledi.Mısıra Asya üzerinden gelebilecek akınların önünü kesmek için,Doğu-Batı Ticaret Yolu üzerindeki Amurra ve Anka şehirlerine (Suriye'ye) Mısırlıları yerleştirdi.Bunun üzerine Hititler: Suriye Anadolu’nun Parçasıdır yani, Hititlere aittir diyerek Mısırlılarla savaştılar.Kadeş Savaşı:(M.Ö:1295),) 3. Hattuşil'in kazandığı savaş sonrası, Tarihte ilk yazılı barış anlaşması olmakla ünlü, Hititce yazılmış, Kadeş Anlaşması (M.Ö:1296)Yapıldı.’Kadeş’ Hititliler ile Mısırlıların sınırı kabul edildi.                                                                  Firavunlar döneminden sonrada Suriye’de yaşayan Mısırlı Arab-i Fellahlar, Mısır Merkezli kurdukları Ihşidler(Fatimiler) Devleti(909-1171) Suriyeyi de içine
Alıyordu.Fatimiler, Afrika Şii’liğinin İsmaili Mezhebinin yayıcısıdırlar.Suriye Fellahlarının, Afrika Şii’liğini farklı anlayışl (Hırıstıyan Mistizminin etkisinde)ele almalarından, Şii’liğin Batınikolu;‘Nuseyrilik’doğmuştur.Günümüzde, ’Nümeyrilik’ denilmektedir. Selçuklu-Haçlı savaşlarında, Nuseyriler Haçlıları desteklemişlerdir. Ayrıca,Memlüklere karşı savaşan,Moğol ordularını desteklemeleriylede ünlüdürler.
Osmanlı Devleti zamanında, bütün Tebalar gibi Nuseyriler de yaşamlarını serbestçe sürdürmüşlerdir.
Suriye,Mondoros(1918)ile Osmanlıdan ayrıldı.1920’de Fransız Mandasına girdi.1941’de kısmi özğürlük tanınan Suriye’nin başına 1943 seçimleriyle Şükrü El-kuweytli geldi.1949 Sosyalist İhtilal sonrası,Suriye Baas Partisi Komitesi yönetti.1963’de Nasturi Kabilesi Komiteye hakim uldu.1970’de Hafız Esad Darbe ile yönetimi ele geçirdi. 2000 yılında Hafız Esadın Oğlu,Beşşar Esad, ‘Demokrasiye geçiş’ vaadiyle Suriye Devlet Başkanı seçildi.Baas Partisi’nin  Ülke içinde baskıcı,ülke dışında; ‘Pan Arab’ politikaları komşularıyla hep sorun yarattı. 1982’de  7000 kişinin öldüğü ‘Hama Katliamı’ Hafız Esad’ın Devlet Başkanlığı dönemindedir. PKK ‘ya ev sahipliği yapan, Hafız ESAD'A sorulduğunda ’’Öcalan’ın Suriyede
Olduğundan haberim yok’’ diye,ciddiyetsizce, cevaplaması hala zihinlerdedir.

Görülüyor ki! Tarih boyunca Suriye’yi yönetenlerin
Benzer davranışları aynı zihniyetten beslenmektedir.
Bu zihniyetin sentezi: Haklarından fazlasını isteme, doyumsuz,yayılmacı,tahakkümcü,zalim,hizipçi,baskıcı,diktacı,ihanetçi,inatçı,statikocu,güvensiz,Hukuksuz,saldırgan, özellikler sergilediği görülür.Bu özellikleriyle
Uluslararası güçlerin, bir kolunun yanında, bir kolunun
Karşısında git-gel yaparak Telaviv-Erivan hattında
İstikrarsızlık zincirinin halkası olmayı çok sevmekte ve
Bu rolü oynamaktan haz duymaktadırlar ve bu anlayış onların misyonudur. Dahası, Sosyalist Diktatörlüğün eli kanlı son örneğidirler.

Suriye’nin Nüfusu:18.000.000’ dur.%12’si:Arab-i Nusayri,%64’ü:Arab-ı Sünni,%10’u:Hırıstiyan,%6’sı:
Sünni Kürt,%5’i:Sunni Türkmen,%2’si:Müslüman Dürzi,
%1’i:Ermeni,Yahudi,Yezidi.lerden oluşmaktadır.

Suriye’den Türkiye’ye gösterilen soğuk tavırlar ve Türkiye’nin dostluğuna layık olamayan, Suriye yönetimine rağmen, ‘’Türkiye-Suriye işbirliğine’’ tepki göstermek geliyor aklıma. Sonra, komşumuz, kardeşimiz, Suriye Halkının mahsum olduğu düşüncesi beliriyor zihnimde. Hükümetin Suriye politikalarını onaylıyorum. Sayın Başbakan demişti :’’Kardeş Suriye Halkının Refahı için,Gücümüz dahilinde her desteği Suriye’ye vermeğe devam edeceğiz.’’Bir sözde Halkının üzerine Tankları gönderen,Beşşar Esad’a söylemişti, hatırlayalım:’’Kusura bakma,Sayın Esad! Hiç kimsenin, Şahsi, ikbal  kaygısının savunucusu olamayız.’’ Diyerek Suriye Halkının tamamına verdikleri desteğin, Beşşar Esad’ın şahsına olmadığını  açıklamıştı.İşte! Sayın Başbakan Recep Tayyib ERDOĞAN Farkı. İçeride ve dişardaki liderden popilite yüksekliği işte burda. Dünyadan ve Türkiyeden, Esad Diktatörlüğüne destek verenler bu hususu görmelidirler. Hele Türkiyeden Esad’a destek verenler;Temsil etdikleri kurumun, ilkelerini, Tarihi değerlerini hiçe sayarak, elikanlı Diktatörlere, payanda olmamalıdırlar.Beyler! Efendiler!  Kendinize gelin, kendinize…Suriye Halkının tamamının yanında olun, lütfen!

Ey!... Beşşar Esad, Bugünlere böyle gelinmemeliydi. Binlerce Suriyeli Kardeşim; canlarıyla, kanlarıyla, Demokrasi-İkbal savaşına kurban edilmemeliydi. Ankara’da bizim yüreğimiz  acırken; sen Şam’da bunları duyamadın Beşşar! Yazık oluyor! Suriyelilere…

21.10.2012
İsmail YİĞİT
Araştırmacı Yazar
yigitarastirmaci@hotmail.com
İsmail YİĞİT-Google+
İsmail YİĞİT "Derlemeler" -Youtube
İsmail YİĞİT "Naturel Yaşam" -Youtube

Birleşemeyen Birleşmiş Milletler



Birleşemeyen ‘Birleşmiş Milletler’

Medyadan aldığımız bilgilere göre: Suriye’de 15 Mart 2011’ de başlayan gösterilerin iç savaşa dönüşmesi sonucu, bugüne kadar;19.000 kişi yaşamını yitirirken, 1.5 milyon kişi evini terk etmiş, 12.000 kişi hapishanelerde,300.000 kişi komşu ülkelere sığınmış, Binlerce kişi kayıp. Her gün artmakta olan bu sayıların oluşturduğu acıları sonlandırabilecek bir girişim yok. Uluslararası kamuoyundan gelen tepkiler vahşeti durdurmaya yetmiyor.
Dünya barışını, güvenliğini korumak ve uluslararası, Ekonomik, toplumsal ve kültürel işbirliği oluşturmak için; 24 Ekim 1945’ de kurulan uluslararası  ‘Birleşmiş Milletler’ örgütü, Suriye’de barışı sağlamak şöyle dursun, Dünya ülkelerinin ortak iyi niyet ve barışçı girişimleri; ‘Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 12 Ağustos 2012 tarihinde Çin ve Rusya’nın ‘veto’su ile engellenmiştir. ‘Birleşmiş Milletlerin’  kuruluş amaçları ve barış ilkeleri, bir kez daha çiğnenerek ‘Birleşmiş Milletler’ barışcı varlığını inkar etmiştir. Geçmiş de örnekleri  defalarca yaşanan bu tıkanmanın sebebi; ‘BM Güvenlik Konseyi’ Karar alma yetkisindeki Çarpıklıklardan kaynaklanmaktadır.
Eleştirimiz; Suriye ve birçok konuda birleşemeyen ‘Birleşmiş Milletler’ in birleşememesi değil, ‘Birleşmiş Milletler’ içinde, barışa destek için birleşen ülkelerin önünde, engel oluşturmakla, milletlerin barış ve işbirliği platformunun  tıkanmasıdır: Kurucu üye sıfatıyla, BM Güvenlik Konseyi Daimi Üyeleri’nin Sahip olduğu imtiyaz ‘veto’ lu oy kullanma haklarıyla; ‘Görüşülen Taslağın’ bir oyla dahi veto edilerek, Genel Kurulda görüşülemesinin engellenmesi  sorun oluşturmaktadır. Güvenlik Konseyi Daimi Üyeleri (Rusya, Çin, Fransa, İngiltere, Amerika) nın İmtiyazlı ‘veto’ hakkı kaldırılmalıdır. Bir üyenin ‘veto’su 193 üyeli Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun konu üzerinde görüşme  yapmasını engellemesi  ilkel, taraflı bir uygulamadır. Bir  ‘veto’  karşısında eli kolu bağlanabilen  diğer, 192 ülkenin delegelerinin oluşturduğu Genel Kurula  yapılan, güvensizlik ve saygısızlıktır. Milletlerin barış için oluşturduğu ‘Birleşmiş Milletler’ platformunun işgalidir. Siyasetin Hukuku boğmasıdır. Burada Hukuk zemininde, siyasi kanaatların ifade edilmesi, oylanması  yok edilmiştir. Diktacılık mantığı, elindeki ‘veto’ yetkisiyle, ‘BM’i işgal etmiştir. Benzeri davranışlarından dolayı  ‘BM’ Bildiğim kadarıyla :Kıprıs’ta taraflı, Kırcali’yi görmedi, Gümülcine’yi duymadı, Bosna’ya geç geldi, Karabağ’da yok, Filistin’de  taraflı, Suriye’ye müdahil değil,  Arakan’a daha kulağını çevirmedi  … Bu gidişle, günün birinde; -Dünya Devletleri  ’veto’ lar karşısında bizlerin burada olmasının bir anlamı yok- diyerek topluca, BM’ i Terk etmeleri kaçınılmaz.
Suudiarabistan’ın Hazırladığı; ‘Beşşar Esad’ı Kınama  Ve İstifaya Çağırma  Metni’ Yaptırımı olmaksızın BM Genel Kurulunda 12 Kasım 2012’ de Kabul edilmiş. Bu oylamada;133 Ülke Kabul,12 Ülke Hayır,31 Ülke Çekimser oy kullanmışlar. Buradan anlaşılıyor ki! Bazı ülkeler Soğuk savaş dönemi  alışkanlıklarını  sürdürüyor. İnsanlığın düşmanı; ırkçılık, dincilik, sınıfçılık, sömürgecilik. terörden meded umuluyor. Kutuplaşma arzuları sürdürülüyor. BM açmazı, saydığımız sinsilere hizmet ediyor. Barıştan yardımlaşmadan yana olan, insan olmanın sorumluluğunda olan ve bu duruşlarını kayb etmeyen 133 ülke’ye çok önemli sorumluluklar düşmektedir. Daha Demokrat BM için, Hukuk zemininde, birlik içinde mücadele etmelidirler. Bu mücadelede; ‘Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Daimi Üyeleri’nin  ‘Veto’ haklarının kaldırılması önemlidir. Tüm ülkelerin BM ‘ de temsili adil olmalıdır; Dünya nüfusu ile ülkelerin nüfus oranları, ülkelerin BM' de delege dağılımını belirlemede ölçü olmalıdır.Bu denge kurulabilirse, BM ‘nin Demokratik yapısı güçlenecektir. Etkin  ve  adil BM için gerekli yapı değişimleri yapılmalıdır.  Hiçbir yerde, kurucuların tekelinde kalmış cemiyetler, toplumlar tarafından kabul görmez.Fakat, ‘Birleşmiş Milletler’deki bu çarpık yapı düzeltilebilir mi? Bu gün için mümkün görünmüyor. Peki, Bu formatta başka bir Milletler Birliği kurulabilir mi? Dünya gündeminde böyle bir şey yok. Ancak ,’ Birleşmiş Milletler’ bu platformda kurulmuş ilk örgüt değil, sonuncu olduğunu da kimse söyleyemez. Bu gün, Birleşmiş Milletlerden 133 ülkenin  ayrıldığını düşünsek, geriye kalanların ne kadar hükmü kalır?  Bütün bunlar bize ‘Milletler Cemiyetinin’ (Cemiyet-i Akvam’ın) kuruluş ve dağılma sürecini hatırlatıyor.
Birinci Dünya Savaşını Kazananlar(İtilaf Devletleri) ve kaybadenler(İttifak Devletleri) her iki taraftakiler; Savaştan çok zarar görmüşler, yıkıma uğramışlardı. Paris Barış Konferansında (28 Nisan 1919) Dünya’da yeni savaşların olmaması için, devletler arasındaki sorunların barış görüşmeleriyle çözülmesini öngören bir belge imzalanarak, karar altına alındı. Bu belge esas alınarak  10 Ocak 1920 ‘de İsviçre’de ‘Milletler Cemiyeti’ kuruldu. Dünyada savaşları önleme adına kurulan cemiyet 2. Dünya Savaşının olmasını engelliyemediği için,’Milletler Cemiyeti’ni başarısız kabul ederek 18 Nisan 1946 ‘da Cenevre’de Cemiyet kendini fesh etti. Bu misyonu 1943 yılında kurulan ‘Birleşmiş Milletler’ devam ettirdi. Ne yazık ki! Kendinden öncekilerin, erdem ve yanlışlarından ders almadan.Akibeti hayr ola...

14 Kasım 2012/Ankara
İsmail YİĞİT
Araştırmacı Yazar
yigitarastirmaci@hotmail.com
İsmail YİĞİT-Google+
İsmail YİĞİT "Derlemeler" -Youtube
İsmail YİĞİT "Naturel Yaşam" -Youtube