Sayın Başbakan; Recep Tayyib ERDOĞAN: İktidara geldiğinde; ’Komşularımızla sıfır sorunlu Türkiye özlemi içindeyiz’ diyerek, Türkiye’nin komşularıyla olan sorunlarını çözme kararlılığını dile getirdi. Bölgesinde ve Dünyada Barış unsuru olan Türkiye Cumhuriyeti, Başbakanının Suriye hakkında; Barışcı söylemleri ve çalışmaları Kamuoyunda bilinmektedir. Yapılan karşılıklı görüşmeler ve ziyaretlerle, imzalanan Ticari Anlaşmalar hayata geçirildi. Suriye’de yeni bir kalkınma hamlesi başladı. Dostluk ve kardeşlik ortamından iki tarafta memnundu. Türkiye, Suriye Ekonomisinin güçlendiğinde; Suriye içinde ve bölgesinde barışa, istikrara katkı sağlayacağını umuyordu. Umulduğu gibi oluyordu, meyveleri alınmaya başlanmıştı. Kardeş halklar refahı, mutlluğu, barışı paylaşacaklardı.
‘Arap Baharının’ yansımalarıyla; 2011 Martında Suriye Halkının Demokrasi isteyen gösteriler yapması. Beşşar Esad tarafından Sert şekilde bastırılınca; ayaklanma içsavaşa dönüştü. Beşşar Esad’ın,Demokrasi karşıtlığı,
Gerçek niyetinin anlaşılmasını sağladı. Diktatörlükte kararlı olan yüzünü gösterdi. Beşşar Esad’ın son fotoğrafına bakdığımızda gördüğümüz; Mısır Firavun’u 2.Ramses Mirasçısı, Arab-i Fellah, Nuseyri, Nasturilerin Torunu, Hafız Oğlu, Sosyalist, Diktatör, Kangölündeki, Beşşar Esad görülmektedir...Bu sıfatlar onun, sıkıca bağlı olduğu, Tarihden, ailesinden , yaptıklarından kazandığı, gururla sahiplendiği isimleridir. Esad’ı tanıtan yukardaki isimlerin, Tarihte ve günümüzdeki, sebebi, anlamları, çağrışımları düşündürücüdür.
Mısırlıların Suriye Coğrafyasına Gelişleri:Mısır Firavn’u 2.Ramses(Hanedanlık Dönemi:M.Ö:1302-1212) Tahta geçince, Mısırı yeniden düzenledi.Mısıra Asya üzerinden gelebilecek akınların önünü kesmek için,Doğu-Batı Ticaret Yolu üzerindeki Amurra ve Anka şehirlerine (Suriye'ye) Mısırlıları yerleştirdi.Bunun üzerine Hititler: Suriye Anadolu’nun Parçasıdır yani, Hititlere aittir diyerek Mısırlılarla savaştılar.Kadeş Savaşı:(M.Ö:1295),) 3. Hattuşil'in kazandığı savaş sonrası, Tarihte ilk yazılı barış anlaşması olmakla ünlü, Hititce yazılmış, Kadeş Anlaşması (M.Ö:1296)Yapıldı.’Kadeş’ Hititliler ile Mısırlıların sınırı kabul edildi. Firavunlar döneminden sonrada Suriye’de yaşayan Mısırlı Arab-i Fellahlar, Mısır Merkezli kurdukları Ihşidler(Fatimiler) Devleti(909-1171) Suriyeyi de içine
Alıyordu.Fatimiler, Afrika Şii’liğinin İsmaili Mezhebinin yayıcısıdırlar.Suriye Fellahlarının, Afrika Şii’liğini farklı anlayışl (Hırıstıyan Mistizminin etkisinde)ele almalarından, Şii’liğin Batınikolu;‘Nuseyrilik’doğmuştur.Günümüzde, ’Nümeyrilik’ denilmektedir. Selçuklu-Haçlı savaşlarında, Nuseyriler Haçlıları desteklemişlerdir. Ayrıca,Memlüklere karşı savaşan,Moğol ordularını desteklemeleriylede ünlüdürler.
Osmanlı Devleti zamanında, bütün Tebalar gibi Nuseyriler de yaşamlarını serbestçe sürdürmüşlerdir.
Suriye,Mondoros(1918)ile Osmanlıdan ayrıldı.1920’de Fransız Mandasına girdi.1941’de kısmi özğürlük tanınan Suriye’nin başına 1943 seçimleriyle Şükrü El-kuweytli geldi.1949 Sosyalist İhtilal sonrası,Suriye Baas Partisi Komitesi yönetti.1963’de Nasturi Kabilesi Komiteye hakim uldu.1970’de Hafız Esad Darbe ile yönetimi ele geçirdi. 2000 yılında Hafız Esadın Oğlu,Beşşar Esad, ‘Demokrasiye geçiş’ vaadiyle Suriye Devlet Başkanı seçildi.Baas Partisi’nin Ülke içinde baskıcı,ülke dışında; ‘Pan Arab’ politikaları komşularıyla hep sorun yarattı. 1982’de 7000 kişinin öldüğü ‘Hama Katliamı’ Hafız Esad’ın Devlet Başkanlığı dönemindedir. PKK ‘ya ev sahipliği yapan, Hafız ESAD'A sorulduğunda ’’Öcalan’ın Suriyede
Olduğundan haberim yok’’ diye,ciddiyetsizce, cevaplaması hala zihinlerdedir.
Görülüyor ki! Tarih boyunca Suriye’yi yönetenlerin
Benzer davranışları aynı zihniyetten beslenmektedir.
Bu zihniyetin sentezi: Haklarından fazlasını isteme, doyumsuz,yayılmacı,tahakkümcü,zalim,hizipçi,baskıcı,diktacı,ihanetçi,inatçı,statikocu,güvensiz,Hukuksuz,saldırgan, özellikler sergilediği görülür.Bu özellikleriyle
Uluslararası güçlerin, bir kolunun yanında, bir kolunun
Karşısında git-gel yaparak Telaviv-Erivan hattında
İstikrarsızlık zincirinin halkası olmayı çok sevmekte ve
Bu rolü oynamaktan haz duymaktadırlar ve bu anlayış onların misyonudur. Dahası, Sosyalist Diktatörlüğün eli kanlı son örneğidirler.
Suriye’nin Nüfusu:18.000.000’ dur.%12’si:Arab-i Nusayri,%64’ü:Arab-ı Sünni,%10’u:Hırıstiyan,%6’sı:
Sünni Kürt,%5’i:Sunni Türkmen,%2’si:Müslüman Dürzi,
%1’i:Ermeni,Yahudi,Yezidi.lerden oluşmaktadır.
Suriye’den Türkiye’ye gösterilen soğuk tavırlar ve Türkiye’nin dostluğuna layık olamayan, Suriye yönetimine rağmen, ‘’Türkiye-Suriye işbirliğine’’ tepki göstermek geliyor aklıma. Sonra, komşumuz, kardeşimiz, Suriye Halkının mahsum olduğu düşüncesi beliriyor zihnimde. Hükümetin Suriye politikalarını onaylıyorum. Sayın Başbakan demişti :’’Kardeş Suriye Halkının Refahı için,Gücümüz dahilinde her desteği Suriye’ye vermeğe devam edeceğiz.’’Bir sözde Halkının üzerine Tankları gönderen,Beşşar Esad’a söylemişti, hatırlayalım:’’Kusura bakma,Sayın Esad! Hiç kimsenin, Şahsi, ikbal kaygısının savunucusu olamayız.’’ Diyerek Suriye Halkının tamamına verdikleri desteğin, Beşşar Esad’ın şahsına olmadığını açıklamıştı.İşte! Sayın Başbakan Recep Tayyib ERDOĞAN Farkı. İçeride ve dişardaki liderden popilite yüksekliği işte burda. Dünyadan ve Türkiyeden, Esad Diktatörlüğüne destek verenler bu hususu görmelidirler. Hele Türkiyeden Esad’a destek verenler;Temsil etdikleri kurumun, ilkelerini, Tarihi değerlerini hiçe sayarak, elikanlı Diktatörlere, payanda olmamalıdırlar.Beyler! Efendiler! Kendinize gelin, kendinize…Suriye Halkının tamamının yanında olun, lütfen!
Ey!... Beşşar Esad, Bugünlere böyle gelinmemeliydi. Binlerce Suriyeli Kardeşim; canlarıyla, kanlarıyla, Demokrasi-İkbal savaşına kurban edilmemeliydi. Ankara’da bizim yüreğimiz acırken; sen Şam’da bunları duyamadın Beşşar! Yazık oluyor! Suriyelilere…


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder